mavi26201.sitemynet.com
DSP

Bülent Ecevit
Şiirleri
Uğurlama
Dış İlgiler
Görüşler
Neden ve nasıl?
Kıbrıs
Pencere
AKP'ye bakış

Bülent Ecevit


* Mustafa Bülent Ecevit, (d. 28 Mayıs 1925, İstanbul - ö. 5 Kasım 2006, Ankara). Türk şair, gazeteci, yazar, siyasi parti başkanı, ve siyaset adamıdır. Beş kez Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olmuştur. TBMM'nin 21., Cumhuriyet'in 18. Başbakanıdır. 20. yüzyılın ikinci yarısında Türk siyasi hayatındaki en önemli isimlerden biridir

* Bülent Ecevit 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. "Ecevit Seceresi (Devlet Arşivi - No 1265)" belgesine göre İnebolu'da doğdu. Babası aslen Güneydoğu'dan göçerek gelmiş bir Kürt ailesinden bir müderrisin oğlu, Kastamonu doğumlu Ahmet Fahri Ecevit Ankara Hukuk Fakültesi'nde adli tıp profesörüydü. A. Fahri Ecevit daha sonra siyasete girerek 1943-1950 yılları arasında CHP'den Kastamonu milletvekilliği yaptı. İstanbul doğumlu olan annesi Fatma Nazlı ise ressamdı.

Ecevit'e sansürlü veda

AKP tarafından
Cenaze töreninde halkın Ecevit'le buluşması resmen engellendi.

Euro Türk Televizyonu - 11.11.2006

* Bülent Ecevit 1944 yılında Robert Kolej'den mezun oldu ve aynı yıl içinde çalışma hayatına Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nde çevirmenlik yaparak başladı. 1946 yılında sınıf arkadaşı Rahşan (Aral) Ecevit ile hayatını birleştirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi ve sonra da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın Ateşeliği'nde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin yayın organı olan Ulus Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Ulus Gazetesi Demokrat Parti tarafından kapatılınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 1955 yılında ABD'nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem kentinde, Journal and Sentinel'de konuk gazeteci olarak çalıştı. 1957'de Rockefeller Bursu ile yeniden ABD'ye gitti, Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. 1957 seçimlerinde CHP'den milletvekili olarak siyasete girdi. Biri ABD'de Rumlar tarafından olmak üzere siyasi hayatında 6-7 kere suikaste uğradı.

* Bitlis sigarası, Meclis sigarası içer, eniştesi İsmail Hakkı Okday'ın hediyesi Erika marka daktilosuyla yazardı. Bu 70 yıllık daktiloyu, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'ne armağan etmiştir.

1973 seçimlerinde CHP'nin seçim kampanyasında, yaşlı bir kadının "Karaoğlan nirede ha evlatlar, Karaoğlan'ı görmek istiyom" şeklindeki sorusundan sonra Karaoğlan adı CHP'liler tarafından benimsenmiş ve ilerleyen yıllarda da Türkiye'de Bülent Ecevit için kullanılmaya başlanmıştır.

Onbinler Bülent Ecevit'i son yolculuğuna uğurladı. Sonrası hükümet üyelerine protesto yağdı. Ortadoğu Gazetesi, 12.11.2006


Karaoğlan Ecevit

Bülent Ecevit

ÖZGÜRLÜĞE, CUMHURİYETE, DEMOKRASİYE ve
HALKA ADANMIŞ BİR ÖMÜR

ZEKİ SEZER

Kurucumuz ve kuramcımız Sayın Bülent Ecevit, birçok özelliğe sahipti ve sahip olduğu bütün özelliklerin de simge ismiydi.

Örneğin, dürüstlük denilince ilk onun adı gelirdi akla. Örneğin, nezaket denilince yine onu adı anılırdı hemen.

Kararlılık... Ama, uzlaşı denilince de yine herkes onu anımsardı. Uzlaşının yanı sıra koalisyon kültürü, onun öncülüğünde gelişti.

Ya umut... Onu, zaten o simgeleştirmişti. Milyonlar, "Umudumuz Ecevit" diye haykırmıştı.

O büyük bir hatipti... Türkçe'nin de ustasıydı; dilimize yeni sözcüklerin kazandırılmasında da öncülük etti.

Halkçılık onunla sloganlaşmıştı. Onunla hayata geçirilmişti. Yine milyonlar, "Halkçı Ecevit" diye onun için haykırmıştı. O zaten, ömrünü halkına adamıştı.

Adı dağlara taşlara yazılan bir tek oydu. O, bir KARAOĞLAN'dı. Yine milyonlar, yıllarca, "Karaoğlan" diye onun için haykırmıştı. AK GÜVERCİN, MAVİ GÖMLEK ve KASKET de onun simgeleriydi.

Büyük bir düşünür, büyük bir şairdi. O, bir barış adamıydı. O nedenle "Kıbrıs Fatihi" olarak anıldığı müdahalenin adı bile "Barış Harekâtı" ydı.

O, sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda büyük, ama çok büyük bir lider, çok büyük bir devlet adamıydı.

O, sağlam ve gerçek bir Atatürkçü'ydü... Cumhuriyet'in değerleri onun için vazgeçilmezdi. Demokrasi de onun için vazgeçilmezdi. Onun içindir ki, darbe dönemlerinde bir tek o direndi. Bedel ödemekten hiç çekinmedi. Yasaklandı, susmadı; hapislere atıldı, yine susmadı.

Ulusal birlik de onun vazgeçilmezleriydi. Laiklik, ama inançlara saygılı laiklik de onun vazgeçilmeziydi.

O, kalkınmanın köyden ve köylüden başlatılması gerektiğine inanırdı. Ama o ölçüde de BİLGİ TOPLUMU'nu hedeflerdi. KÖY-KENT'ten TEKNO-KENT'e, onun en önemli hedeflerinden biriydi.

O, iş yaşamına da ilkleri getirmişti. Grevli toplu sözleşme onunla başlamıştı. İş güvencesi ve işsizlik sigortası da onun eseriydi. Aş, iş, emek; üretim, yatırım, istihdam; her zaman onun ilk hedeflerinin başında gelirdi.

O, aynı zamanda aşkta da simgeydi. Rahşan Ecevit - Bülent Ecevit , el ele büyütülen büyük bir sevginin sembolüydü.

O şair, o bilge adam ; bir şirinde, "Bir Şeyler Olacak Yarın" demişti. Ve sonunda bir şeyler oldu. Ecevitimizi kaybettik! Ama onun ışığı, bizi aydınlatmaya her zaman devam edecektir. Onu hiçbir zaman unutmayacağız.

Selam sana KARAOĞLAN! Selam sana, MAVİ GÖMLEKLİ adam! Selam sana, KASKETLİ adam! Selam sana, HALKÇI ECEVİT! AK GÜVERCİNLER her zaman seninledir!

ZEKİ SEZER
DSP GENEL BAŞKANI

ANKARA - 11.11.2006

Rahşan Hanım Ecevit için yürüdü

Rahşan Ecevit, ilerleyen yaşına rağmen Karaoğlan'ın Ankara sokaklarındaki son yürüyüşünde eşini yalnız bırakmadı. Karafillerle bezenen cenaze arabasının arkasına tutunarak, Kızılay Meydanı'na kadar yürüdü.
Uzun yıllar Bülent Ecevit'in Koruma Müdürlüğünü yapan ve Ecevitlerin yanından hiç ayrılmayan Recai Birgül de Rahşan Ecevit'e eşlik etti. Rahşan Hanım'ın cenaze arabasına tutunarak başlattığı yürüyüş, herkesin gözlerini yaşartarak saatlerce sürdü.
Rahşan Hanım'dan arabaya binmesi istendi ve böylece cenaze kortejinin hızlanacağı belirtildi. Rahşan Ecevit, "Hayır binmeyeceğim. Madem bu kadar kişi geldi, ben de sonuna kadar yürüyeceğim" dedi.
Kızılay Meydanı'na gelindiğinde yakınları Rahşan Ecevit'e yürümeyi bırakması bir kez daha teklif edildi. Ancak Rahşan Hanım'ın yanıtı yine "hayır" oldu...
Oldukça üzgün olduğu görülen ve gözyaşlarına hakim olamayan Rahşan Ecevit'e zaman zaman yanındakiler destek oldu. Rahşan Ecevit'in yaklaşık 7 kilometrelik yol boyunca bir an bile eşini yalnız bırakmayarak, naaşını tuturarak ilerlemesi, yürüyüşteki vatandaşları da duygulandırdı.
Bu arada cenaze arabasını izleyen vatandaşlar, büyük boy Türk ve KKTC bayrakları ile Atatürk ve Ecevit posterlerini art arda taşıdılar. "Güle Güle Karaoğlan" yazılı dövizler de taşıyan vatandaşlar, yürüyüş sırasında sık sık "Halkçı Ecevit", "Kıbrıs Fatihi", "Türkiye Laiktir Laik Kalacak" sloganları attılar.

Milliyet Gazetesi - 11 Kasım 2006

İMKANSIZI OLANAKLI HALE GETİREN DEVLET ADAMI : BÜLENT ECEVİT

Ne söylesek boş bir anlamda. Kader tecelli etti. Ecel Ecevit´in ömür cümlesine son noktayı koydu. Şair barış güvercinimizi aldı bizden. Ufuklar ötesine doğru süzülen ve barış için çarpan kanatlar şiirler saçtılar boşluğa!

Her geçen gün biraz daha fazla kirlenen dünyamızdan, tertemiz ayrılmasını bildi Karaoğlan. Dürüstlüğü ve cesareti miras bıraktı bizlere o güzel insan. Eşi Rahşan hanımı, kedilerini, daktilosunu, demlenmeye koyulmuş çayları, Türk tütününden mamûl duman olmayı bekleyen sigaraları, kitapları, Sanskritçe çevirileri, mükemmel konuştuğu Türkçe dilini ve hatta en çok inatlaştığı akranı bir "bilen" Demirel'i boynu bükük, mahzun eyledi...

40 yılı aşkın bir süreden beri siyaset sahnesinin olmazsa olmaz siması eski Başbakan Bülent Ecevit'in "beklenen" ölümüyle birlikte Türk Cumhuriyet tarihinin renkli bir sayfası daha kapanmış oldu. Geçen Mayıs ayında geçirdiği beyin kanaması sonucu kaldırıldığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde 5 Kasım 2006 Pazar akşamı gözlerini yumdu. Tiklerinden bizi mahrum etti. Ebediyete intikal etti.

Çalışma Bakanı olduğu dönemde imzalanan işgücü alım antlaşması ile göçün mimarlarından biri olan Bülent Ecevit'in vefatı tüm Türkiye'yi olduğu gibi Avrupa'daki Türkleri de yasa boğdu.

2002 Kasım ayında yapılan genel seçimlerde başkanlığını hiçbir koşulda yanından ayırmadığı saygın eşi Rahşan hanımla birlikte eşgüdümlü olarak yürüttüğü Demokratik Sol Parti'nin (DSP) oyların % 1,2 sini alarak ağır bir hezimete uğramasından sonra siyaset sahnesine "veda" etmişti. Halbuki DSP 1999 seçimlerinde oyların % 22,1 ini almayı başarmıştı. 2001 yılında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşanan o tatsız olaydan sonra köşe yazarlarından birisi onun için "Karizmatik Ecevit şimdi krizmatik oldu" diye yazmıştı. Sonradan yaşanan büyük ekonomik krizi ve bunun siyasal yansımalarını ve hangi koşullarda AKP´nin ezici bir çoğunlukla iktidara geldiğini herkesin en az benim kadar görebildiğinden eminim. Türkiye bulunduğu coğrafya itibarıyla sismik ve jeo-stratejik depremlere çok yatkın bir ülke. Bunu en iyi bilenlerin başında ise uzaktan akıl vermeyi çok seven AB yöneticileri gelir...

24 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra adı duvarlara, dağlara, taşlara yazıldı. Nitelikli bir edebiyatçı, şair, çevirmen (Tagor) ve gazeteciydi. Politikaya CHP'de başladı. 1966 yılında Çalışma Bakanıydı ve önemli sosyal yasaların savunuculuğunu yaptı. 1972 yılında parti yönetimine, iki yıl sonra da başbakanlığa geldi. 5 Kasım 1972 tarihinde İsmet İnönü Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ettiğinde, Genel Başkan Bülent Ecevit "İnönü'ye esenlik ve uzun ömür dilerim" demişti.

1974 yılı yeni bir dönemin başlangıcı olacaktı. O tarihte Yunanistan'da faşist Albaylar Cuntası görev başındaydı. Megalo İdea ve Enosis fikirleri Yunan politikasının temek taşlarını oluşturmaktaydı. Bağlantısızlar üyesi Kıbrıs devletinin başında Başpiskopos Makarios vardı ve Kıbrıs devletinin bağımsızlığının garantörleri Türkiye, Yunanistan ve İngiltere devletleriydi. Türkiye'de "solcu" Ecevit afyon ekimi konusunda ABD ile bilek güreşi halindeydi. Kasketli, kara bıyıklı ve mavi gömlekli küçük adam boyuna posuna bakmadan koskoca ABD'ye resmen kafa tutuyordu. Haddi bildirilmeliydi! Ama nasıl? Yunanlılar Makarios'a karşı bir darbe yaptırılabilirlerdi. Nasıl olsa İngiltere "ben karışmam, ne haliniz varsa görün diyecek" ve Türkiye yalnız kalınca tek başına müdahale etmeye cesaret edemezdi. Ve plan uygulamaya konuldu. Makarios bir darbe ile devrildi. İngiltere ben karışman dedi. İngilizlerle görüşmek üzere Londra'ya giden Dışişleri Bakanı Turan Güneş, başarısız geçen görüşmelerden sonra, telefonda Londra'da okumakta olan kızı Ayşe'yi ima ederek "Ayşe tatile çıkabilir" şifresiyle 24 Temmuz 1974 Barış Harekatının başlama sinyalini verecekti. Sanılanın aksine Turkiye cesaret edecek ve TSK tarihinde ilk kez amfibik bir çıkartma harekatı gerçekleştirerek Kıbrıs Türk Toplumunu kurtaracak ve KKTC kurulacaktı.

1980 darbesinden sonra, eşi Rahşan hanımla birlikte Anadolu'yu adım adım dolaşacak, askeri rejime kafa tutacak, DSP'yi kuracaktı. Bağımsızlıktan ve hükümranlıktan ödün vermeden soğuk savaş sonrasının globalleşen dünyasında kendisine özgü onurlu çizgisini sürdürecekti. Bana göre merhum Ecevit'in en büyük yanlışlarından birisi Kemal Derviş'i hükümetine dahil edip bakan yapmasıydı. Böylece ülkenin ekonomi politikasını, yani dümenlerini İMF ve Dünya Bankası aracılığıyla 1974 yılında kafa tuttuğu ABD'ye teslim etmiş olmuyor muydu? Ve o Kemal Derviş ki onun hakkında "Ecevit'in en büyük kusuru kesinlikle hiçbir zaman ekonomi ile ilgilenmemiş" olması diyecekti. Benim Kemal Derviş'e cevabım ise çok kısa ve öz : Ekonomi muhakkak çok önemlidir ama dürüstlüğün temeli ekonomik bağımsızlıktır.

Eminim ki sayın Derviş de Ecevit'in ölümüne görevi başında katledilen Danıştay yargıcının cenaze töreninden sonra geçirdiği bir beyin kanamasının sebep olduğunu biliyordur! Artısıyla - eksisiyle, doğrusuyla - yanlışıyla, sevabıyla - günahıyla, her fani gibi o da dünya sahnesinden çekildi. Perde arkasında, kulislerde sahne sırası bekleyen yaşam piyesinin aktörlerinden samimi ve inandırıcı açıklamalar beklemek hakkımızdır sanırım. Kimleri mi kastediyorum? Bir zamanlar gazetelere ona karşı sayfa sayfa ilan veren TÜSİAD'dan ve son 40 yıllık siyasi yaşamına damgasını vurmuş çok bildiği için çok yanılan ve her seçimde biraz daha fazla küçülen siyasal partilerin başkanlarından! Fırsatçı ve kariyerist siyasetçi ve aydınlardan! O kadar çok ki, saymakla bitmez...

Nezaket formülleri ve timsah gözyaşları dışında gerçeğe ışık tutacak açıklamalar bekleniyor!

Bülent Ecevit'e Tanrı'dan rahmet ve tüm Türk halkına ve eşi Rahşan Ecevit'e sabır ve başsağlığı dilerim.

Yakup Yurt ©
Brüksel - 06 Kasım 2006

Süleyman Yağız

Değerli katkılarınız için çok çok teşekkür ederim.
Kurucumuz ve kuramcımız Sayın Bülent Ecevit'i hiçbir zaman unutmayacağız.
O büyük insan, bize her zaman ışık tutacaktır.
Başarı ve esenlikler diler, saygılar sunarım.

Süleyman Yağız
Ecevit'in son Genel Sekreteri

Rahmetli annem Zöhre Yağız'ın
şahsında bütün anneler için...

"Yakınlaştı ötemiz" dedin
Ve evip gittin tertemiz

bir baktım, gün doğmuş
bir baktım, gün dönmüş
gün susmuş; gece küsmüş
boğulmuş karanlıklar kahrından
ve bütün saatler durmuş
sen giderken dedin ya o gün
"yakınlaştı ötemiz"
ve "evip" gittin
gittin ya annem, gittin tertemiz
benim de yollarım
- daha o gün yorulmuş!

yıldızlar bile ağladı annem
yağmurlar bile...
gök titredi, güneş pustu
ve yas tuttu bulutlar
cümle cisimler, cümle isimler
külüm tutuştu annem, külüm
sen giderken, dedin ya o gün
"yakınlaştı ötemiz"
ve "evip" gittin
gittin ya annem, gittin tertemiz
olmaz olsun annem
- olmaz olsun böyle zulüm!

acıdı acılarım
sancılandı saçlarım
ve döküldü tırnaklarım annem
ben, o gündür bu gündür
ne zaman bir anne şarkısı duysam
ne zaman bir anne türküsü...
ve ne zaman bir anne şiiri annem
dolar yüreğim; taşarım!
sen giderken, dedin ya o gün
"yakınlaştı ötemiz"
ve "evip" gittin
gittin ya annem, gittin tertemiz
ben, anneler için
- dolup da taşmayan
- gözlere şaşarım!

SÜLEYMAN YAĞIZ

21. Dönem İstanbul Milletvekili
DSP'nin eski Genel Sekreteri

Düşünceleriniz

Ad,Soyad:

E-mail:

Mesaj:

B.E.